|
Memorial Hastanesi Klinik Laboratuvarlar Koordinatörü Doç. Dr.
Kenan Keskin, Türkiye'de 22 İlin Kırım-kongo Kanamalı Ateşi (Kkka)
Nedeniyle Risk Altında Bulunduğunu Belirterek, Hastalığın
İştahsızlık, Baş Ağrısı, Yüksek Ateş, Yaygın Kas Ağrıları, Mide
Ağrısı, Kusma ve Bazen de İshal Şikayetleri ile Ani Olarak
Başladığını Söyledi.
Memorial Hastanesi Klinik Laboratuvarlar Koordinatörü Doç. Dr.
Kenan Keskin, Türkiye'de 22 ilin Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA)
nedeniyle risk altında bulunduğunu belirterek, hastalığın
iştahsızlık, baş ağrısı, yüksek ateş, yaygın kas ağrıları, mide
ağrısı, kusma ve bazen de ishal şikayetleri ile ani olarak
başladığını söyledi.
Güneşin kendisini daha fazla gösterdiği, havaların iyiden iyiye
ısındığı bu aylarda, sıcak havanın tadını çıkarmak isteyenleri
yine kötü bir sürpriz bekliyor. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA)
özellikle bahar ve yaz aylarını seçmesiyle Türkiye'nin farklı
bölgelerinden kene hastalığı ile ilgili haberler gelmeye
başladı. Bunun üzerine Memorial Hastanesi Klinik Laboratuarlar
Koordinatörü Doç. Dr. Kenan Keskin, bir açıklama yaparak
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hakkında bilgi verdi. KKKA'nın
aslında kenelerin bir enfeksiyonu olduğunu belirten Keskin, "Bu
hastalığa neden olan 'Nairovirus' adında bir virüs'tür. Bu
virüs, keneler arasında enfeksiyon yaparak yayılır. Virüs,
hastalık taşımayan kenelerin hastalıklı konakçıdan kan emmesi
sırasında onlara da bulaşmaktadır. Bu hastalık aynı zamanda
kenelerin cinsel yolla bulaşan hastalıklarıdır. Yani keneler
arasında yayılma yollarından birisi de kenelerin çiftleşmesi
sırasında bulaşma şeklindedir. Bilinen yaklaşık 850 kadar kene
türü mevcuttur ve bunlardan 31'inin bu hastalığı bulaştırdığı
bilinmektedir. Özellikle 'Hyalomma' türüne ait olan henüz
erginleşmemiş keneler, virüsü küçük omurgalılardan (tavşan,
kirpi, tilki gibi) kan emerken alır ve daha büyük omurgalılara
(sığır, koyun, keçi gibi) ve insanlara yine kan emerken
bulaştırırlar. Ayrıca kuşlar virüsü taşıyarak virüsün kıtalar
arasında yayılmasına sebep olabilir. Hastalığın Kırım'dan
Kongo'ya kadar çok geniş bir coğrafyada yayılmasında da kuşların
rol oynadığı düşünülmektedir" dedi.
22 İL KIRIM-KONGO KANAMALI ATEŞİ YÖNÜNDEN RİSK ALTINDA Virüs
hayvanlarda belirtisiz bir enfeksiyona sebep olurken, insanlarda
yüksek oranda ölümle sonuçlanan, kanamalarla seyreden ciddi bir
hastalığa neden oluyor. Kenelerin Türkiye'de genellikle
Nisan-Ekim döneminde aktif olduğunu ifade eden Doç. Dr. Keskin,
"Bu nedenle bu dönemde hastalığın sıklığında belirgin bir artış
olmakta ve salgınlara bu dönemde rastlanmaktadır. Ülkemizde
başta Karadeniz ve Orta Anadolu olmak üzere Tokat, Sivas ve
Çorum gibi illerle birlikte 22 ilimiz Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi
yönünden risk altındadır. KKKA hastalığı, ülkemizde 2002 yılında
görülmeye başlamıştır" diye konuştu. 2002-2003 yılında görülen
150 vakada 6 kişinin hayatını kaybettiğini aktaran Keskin,
2002-2007 yılları arasında toplam bin 820 vakayla
karşılaşıldığını, bunlardan 92'sinin ölümle sonuçlandığını
kaydetti.
Hastalığın ilk defa, 1944 yılında Kırım'da tanımlandığını ve
"Kırım Kanamalı Ateşi" adı verildiğini söyleyen Keskin, 1969
yılında Kongo'da da aynı hastalığa rastlanmasıyla adının KKKA
olduğunu anlattı. Keskin, KKKA hastalığının temel bulaşma
yollarını ise şöyle sıraladı:
"Virüsü taşıyan kenelerin ısırması ile; kırsal kesimde yaşayan
ve gerek evcil, gerekse vahşi hayvanlarla ilişkisi olan
kimselere, ev hayvanları ve sokak hayvanları ile ilişkisi
olanlara, kırsal kesimde özellikle çalılıklar ve otların olduğu
yerlerde piknik, av veya çeşitli amaçlarla bulunanlara bulaşma
olabilmektedir. Enfekte hayvanların kan ve vücut sıvıları ile
temas sonucu; veterinerler, avcılar, kasaplar ve çiftçilerde,
meslek hastalığı olarak görülebilir. Ayrıca bu hayvanların
etlerinin hazırlanması sırasında ev hanımlarına ve bu işle
uğraşanlara bulaşma olabilir. Hasta kişilerin kan ve vücut
sıvıları ile temas sonucu; doktor, hemşire ve sağlık memuru ve
laborantlar gibi sağlık görevlileri ile evde hasta bakan hasta
yakınlarına bu yolla bulaşma olmaktadır." Hastalığın bugün için
hava yolu ile ya da hastalıklı hayvanların sütleri ile geçtiğine
dair bir bilgi bulunmadığını ifade eden Doç. Dr. Kenan Keskin,
hastalığın iştahsızlık, baş ağrısı, yüksek ateş, yaygın kas
ağrıları, mide ağrısı, kusma ve bazen de ishal şikayetleri ile
ani olarak başladığını anlattı. Birkaç gün içinde gözlerde ve
yüzde kızarıklık, göğüste noktasal kanamalar, vücutta yaygın
cilt altı kanamaları, burun kanaması, dışkıda ve idrarda kan
bulunması gibi ciddi kanama bozukluğu bulgularının
görülebildiğini kaydeden Keskin, Hepatit (Karaciğer tutulması)
gelişimine bağlı olarak ciltte sarılık ve idrarda koyulaşma
saptanabildiğini söyledi.
Hastalığa ait belgelenmiş salgınlar incelendiğinde, hastanede
yatan hastalar arasında ölüm oranının yüzde 9 ila yüzde 50
arasında değiştiğini aktaran Keskin, bu oranın kimi
araştırmalarda yüzde 80'lere kadar yükselebildiğini belirtti.
Keskin ayrıca, iyileşmenin genellikle onuncu günden sonra
başladığını, bazı vakalarda dört haftaya kadar uzayabildiğini,
ölümlerin ise, genellikle hastalığı ağır seyreden hastalarda,
hastalığın ikinci haftasında gerçekleştiğini kaydetti.
HASTALIKTAN KORUNMA YOLLARI KKKA hastalığı açısından risk
gruplarını "tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar, veterinerler,
kasaplar ve mezbaha işçileri, sağlık personeli, endemik
bölgelerde kamp ve piknik yapanlar" şeklinde sıralayan Keskin,
hastalıktan korunmak için ise şu tavsiyelerde bulundu:
"Kene yönünden şüpheli ve tehlikeli olan bölgelerden uzak
durulmalıdır. Hayvanlarla gereksiz temaslardan kaçınılmalıdır.
Hayvan barınakları veya kenelerin yaşayabileceği alanlarda,
çıplak ayakla dolaşılmamalı, kısa giysiler giyilmemeli, mümkünse
açık renkli (kenelerin kolaylıkla fark edilebilmeleri
açısından), uzun kollu ve uzun paçalı giysiler giyilmelidir.
Vücut belirli aralıklarla kene yönünden muayene edilmeli, vücuda
yapışan keneler kesinlikle ezilmeden ve kenenin ağız kısmı
koparılmadan (bir pensle sağa sola oynatarak, çivi çıkarır gibi)
alınmalıdır. Kenelerin üstüne kimyasal dökülmesi, kibrit ile
yakılması gibi işlemler kenelerin hastalık etkenlerini aktarma
riskini artırabilir. Bu tarz uygulamalardan kaçınılmalıdır.
Ormanlarda çalışan işçilerin ve ava çıkanların lastik çizme
giymeleri veya pantolonlarının paçalarını çorap içine sokmaları
kenelerden koruyucu olabilmektedir. Gerek insanları gerekse
hayvanları kenelerden korumak için repellent olarak bilinen
böcek kaçıran ilaçlar dikkatli bir şekilde kullanılabilir. Aynı
maddeler hayvanların baş veya bacaklarına da
uygulanabilmektedir. Hayvan sahipleri hayvanlarını kenelere
karşı uygun akarisitlerle ilaçlamalı, hayvan barınakları
kenelerin yaşamasına imkan vermeyecek şekilde yapılmalı,
çatlaklar ve yarıklar tamir edilerek badana yapılmalıdır. Kene
bulunan hayvan barınakları uygun akarisitlerle usulüne göre
ilaçlanmalıdır. KKKA insandan insana bulaşabilmektedir, bu
nedenle hastalarla temastan kaçınılmalı, zorunlu olarak temas
edenler ise mutlaka gerekli tedbirleri almalıdırlar. Sağlık
personeli bu konuda yayınlanmış rehberlerde belirtilen özel
tedbirleri alarak hasta ve şüphelilere aklaşmalıdırlar. Hasta ya
da şüpheliler yine konuyla ilgili rehberlerde belirtildiği
şekilde izole edilmelidir. Hasta kimse veya hayvana ait şüpheli
eşyalar, vücut sıvıları, çıkartılar ve cesetlerin
dezenfeksiyonunda, yüzde 0.5 klor çözeltisinde 5 dakika
tutulması gerekir. Kirli yüzeyler veya tekrar kullanılması
gereken malzemelerin dezenfeksiyonu için ise yüzde 0.05'lik klor
çözeltileri kullanılmalıdır. Klor solüsyonu, cilt ve gözler için
tahriş edici olduğundan dikkatli kullanılması ve uzun süre maruz
kalmaktan kaçınılması gerekmektedir. Dezenfeksiyon için bazı
başka yöntemler ve ajanlar da bulunmaktadır, ancak en kolay
temin edilebildiği ve her yerde bulunabileceği için klor
solüsyonu (çamaşır suyu) kullanılması önerilir. Tanı için
laboratuara örnek gönderileceği zaman yine konuyla ilgili
rehberlerde belirtilen tedbirler eksiksiz olarak alınmalı ve
örnekler belirtilen şartlara uygun olarak laboratuara
gönderilmelidir." |